Omurilik Felci ve Cilt Sorunları

Omurilik felci, omuriliğin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Bu durumun bir sonucu olarak, birçok cilt sorunu da ortaya çıkabilir. Omurilik felci olan kişilerde, ciltte hissizlik, yara iyileşmesinde gecikme, basınç yaraları gibi sorunlar sık görülmektedir. Bu durumlarla baş etmek için tedavi ve önlemler almak önemlidir. Omurilik felci ve cilt sorunları hakkında daha fazla bilgi için uzmana başvurmanız önerilir.

Omurilik felçli kişiler, basınç ülseri veya yatak yarası olarak bilinen cilt sorunları açısından yüksek risk altındadır. Hareket kabiliyetinin azalması ve duyu bozukluğu, ciddi bir sorun olan basınç ülserlerine yol açabilir.

Cildimiz, vücudumuzun en büyük organıdır ve normalde esnek ve sağlam bir yapıya sahiptir. Dış dünya ile vücut arasında bir bariyer görevi görerek derindeki dokuları hava, su, yabancı cisimler ve bakteriler gibi etkenlerden korur. Yaralanma riski olsa da kendini onarma kapasitesi yüksektir.

Dekübit veya yatak yaraları, hafif kızarıklıktan derin çukurlara kadar değişen ciddiyette olabilir. İlk olarak geçmeyen kızarıklık olarak başlar, ihmal edilirse deride kabarcık oluşumu, soyulma, cilt bütünlüğünün bozulması, cilt altı dokuların açığa çıkması, kas ve kemiğe kadar derinleşme süreci hızla ilerleyebilir. Cilt sürekli basınca maruz kaldığında, cilde oksijen ve besin taşıyan kan damarları sıkışır. İhtiyacı olan besin ve oksijeni alamayınca doku ölümü başlar ve yatak yaraları oluşur.

Yatak yaraları genellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmaya bağlı olarak oluşur. Yatakta kayma, sert ortezlerin sıkması veya tekerlekli sandalyeye geçiş sırasında cildin sürtünmesi yara açılmasına neden olabilir. Ayrıca omurilik felçli kişiler, his kaybı nedeniyle yanma riski de taşırlar.

Yatak yaraları genellikle kalça, kuyruk sokumu ve topuk gibi kemiklere yakın bölgelerde başlar. Hareketsizlik kan dolaşımının azalmasına ve cilde giden oksijen miktarının azalmasına neden olur, bu da cildin direncini düşürür. Vücut bu duruma tepki olarak o bölgeye daha fazla kan göndererek ödem yapar ve doku basıncını artırır.

Yatak yarası ilk olarak ciltte kırmızı bir alan olarak başlar. Bu alan dokunmakla sert ve sıcak hissedilebilir. Koyu tenli kişilerde etkilenen bölge parlak bir görünüm alabilir. Basınç kalktığında cilt normal rengine dönebilir. Ancak basınç devam ederse kabarcık veya kabuk oluşur ve bu alttaki dokunun ölmekte olduğu anlamına gelir. Basınç hemen kalkmalıdır.

Yara ilerlerse, ölü doku içinde çukur (ülser) oluşur. Bu ölü doku, yüzeyde küçük bir alanı kaplasa bile derinlere doğru genişleyebilir ve hatta kemiğe kadar ulaşabilir.

Yatak yarası oluşması durumunda, yaranın iyileşmesi için hastanede hatta ameliyatta hastanın uzun süre yatması veya istirahat etmesi gerekebilir. Yaraların kendi kendine iyileşmesi mümkün olmayacak kadar derin ve genişse ameliyat gerekebilir. Bu durumun hem iyileşmeyi sekteye uğrattığını hem de sağlık sistemi için büyük bir maddi yük olduğunu unutmamak gerekir. Oysa yatak yaralarının çoğunu önlemek için birkaç basit önlem almak mümkündür.

Enfeksiyonlar, spastisite ve psikolojik sorunlar yatak yaralarının oluşma riskini artırabilir. Basınç ülserlerini tamamen önlemek belki mümkün olmasa da, dikkatli cilt bakımı ve temizliği ile pozisyon değişikliklerine önem vererek oluşma ihtimalini büyük ölçüde azaltmak mümkündür.

Omurilik felçli kişilerin cildi her gün dikkatli bir şekilde incelenmeli ve sağlıklı beslenme, hijyen ve düzenli pozisyon değişimi uygulanmalıdır. Cildin sürekli ıslak olmasına izin vermek, kırılganlığını artırabilir, bu nedenle cilt her zaman kuru tutulmalıdır. Yara açıldığında, buharlaşma yoluyla önemli miktarda sıvı kaybı olabilir, bu nedenle bol su içmek önerilir. Yatak yarası riskini en aza indirmek için kişinin normal bir kiloda olmasına dikkat etmesi gerekmektedir. Çok zayıf olmak, kemiklerle cilt arasındaki yağ tabakasını inceltir ve küçük miktardaki basınçlar bile cildin zedelenmesine neden olabilir. Aşırı kilolu olmak ise daha fazla yük demektir, bu da sakıncalıdır. Sigara içmek, kan dolaşımını ve yara iyileşmesini olumsuz etkiler, bu nedenle sigara içilmemelidir.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir