Parapleji ve Tetrapleji Nedir? – Doktor Fizik

Parapleji ve tetrapleji, omurilik yaralanmalarının sonucunda ortaya çıkan felç türleri arasında yer almaktadır. Parapleji, bel bölgesinde meydana gelen omurilik yaralanmaları sonucunda oluşan bir felç türüdür. Bu durumda, felçli olan kişinin bacakları ve bel altı bölgesi etkilenirken, üst vücut fonksiyonları genellikle korunur.
Tetrapleji ise boyun bölgesinde meydana gelen omurilik yaralanmaları sonucunda oluşan bir felç türüdür. Bu durumda, felçli olan kişinin her dört ekstremitesi (elleri ve ayakları) etkilenir ve genellikle tüm vücut hareketlerinde kısıtlama meydana gelir.
Parapleji ve tetraplejili bireylerin rehabilitasyon ve destek tedavileri, yaşam kalitelerini ve bağımsızlıklarını artırmak için büyük önem taşır. Doktor fizik, bu hastalıkların tedavisi ve rehabilitasyonu konusunda uzmanlaşmış bir doktordur ve hastalara bireysel ve uygun tedavi planları sunar.

Omurilik yaralanması sonucunda felç geçiren hastalar, birçok sağlık sorunuyla mücadele etmek zorundadır. Bu mücadele sırasında doktorlar ve sağlık personeliyle doğru iletişim kurabilmek için birçok tıbbi terimi öğrenmek gerekmektedir. Hastalıkla ilgili tıbbi terminolojiye hakim olmak, sorunları daha iyi anlamaya ve ifade etmeye yardımcı olur. Omurilik felçli hastaların sıkça duyduğu iki terim tetrapleji ve parapleji terimleridir. Bu terimlerin ne anlama geldiğine birlikte göz atalım.

Tetrapleji, her iki kol ve bacakta güçsüzlük ve duyu kaybının olduğu bir durumu ifade eder. Bu kelime tetra, yani ‘dört’ anlamına gelirken, pleji ise ‘felç’ anlamına gelmektedir. Tetrapleji, dört ekstremitede felci ifade eder. Bazen tetrapleji yerine kuadripleji terimi de kullanılmaktadır. Omurilik yaralanması boyun omurları seviyesinde meydana geldiğinde tetrapleji ortaya çıkar. Başka bir deyişle, C1’den C8’e kadar olan yaralanmalar tetraplejiye neden olabilir. Kollarda ve bacaklarda hem güçsüzlük hem de duyu kaybı görülür. Felç tablosunun şiddeti, omurilikteki hasarın seviyesi (C1-C8 arasında nerede olduğu) ve hasarın ciddiyeti (tam kesi, kısmi hasar vb.) ile ilgilidir. Omurilikteki hasar seviyesi ne kadar yukarıdaysa, omurilik felci o kadar şiddetli olur. Örneğin, C3 ve C4 seviyelerindeki yaralanmalarda, hastanın solunum kası olan diyafram etkilenebilir ve bu durumda solunum desteğine ihtiyaç duyulabilir. Yaralanma daha aşağı seviyelerde meydana geldiyse, üst seviyelerin kontrol ettiği fonksiyonlar korunur. Örneğin, C8 seviyesinde bir yaralanmada dirsek ve el bileği hareketleri korunur ancak parmak hareketlerinde güçsüzlük oluşur. Omurilik kanalının dışında oluşan brakiyal pleksus yaralanması veya periferik sinir yaralanmaları tetrapleji olarak sınıflandırılmaz. Bu tür yaralanmalarda kol felci görülse de gövde ve bacaklar etkilenmez.

Parapleji ise boyun omurlarından daha aşağı seviyelerdeki omurilik yaralanmaları sonucunda ortaya çıkar. Yani sırt omurları, bel omurları ve daha aşağıdaki (T1-T12, L1-L5 veya S1-S2) yaralanmalar paraplejiye neden olur. Parapleji, tetraplejiden daha hafif bir durumdur. Hastalar el ve kol hareketlerini normal şekilde yapabilir. Omurilik hasarının seviyesine ve şiddetine bağlı olarak, bazı hastalarda bacaklarda güçsüzlük ve duyu kaybı, gövde kaslarında zayıflık ve gövdede his kaybı veya sadece diz altı kaslarda güçsüzlük olabilir. Bacak kaslarındaki kuvvete ve gövde kontrolüne bağlı olarak, paraplejik hastaların uzun yürüyüş cihazı, ayak bileği ortezi veya koltuk değneği gibi yardımcı araçlarla yürümeleri mümkündür.

Kauda Ekuina Sendromu, omurgada meydana gelen her yaralanmanın omurilik hasarına yol açmadığını gösterir. Omurganın en alt seviyelerindeki yaralanmalar, omurilik yerine omurilikten çıkan sinir demetini etkileyebilir. Bu durumda kauda ekuina sendromu ortaya çıkar. Kauda ekuina sendromu ve benzer bir durum olan omurilikten en alt noktadaki hasar, parapleji olarak sınıflandırılır. Her ikisinde de mesane kontrolünün bozulması, cinsel işlev bozukluğu ve bacak kontrolünde zayıflık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Omurilik kanalının dışında meydana gelen sinir yaralanmaları, örneğin lumbosakral pleksus veya periferik sinir yaralanmaları da parapleji olarak sınıflandırılmaz.

“Tetraparezi” ve “Paraparezi” terimlerinde -pleji eki tam felci ifade ederken, -parezi eki ise kısmi felç durumunu ifade eder. Tam felç ve kısmi felç ayrımı ASIA Bozukluk Skalası adı verilen bir standart muayene yöntemiyle belirlenir. Bu skalada A, B, C, D ve E gibi aşamalar vardır. A aşaması tam felci ifade ederken diğer aşamalar kısmi felce karşılık gelir.

Omurilik yaralanma seviyesi klinik muayene ile belirlenir. Röntgen filmi, MR gibi görüntüleme yöntemleri anatomik olarak hasarlanan seviyeyi gösterebilir, ancak bu her zaman klinik muayene ile belirlenen seviyeyle aynı olmayabilir. Örneğin, MR ve tomografilerde L1 omur kemiği düzeyinde bir yaralanması olan bir kişinin muayeneyle belirlenen seviyesi L4 olabilir. Çünkü omur kemiği seviyesiyle omurilik seviyesi aynı değildir. Ayrıca yaralanma seviyesi zamanla ve fizik tedaviyle değişebilir. Örneğin, ilk muayenede yaralanma seviyesi C8 olan biri sonraki muayenelerde T1 olabilir, yani iyileşme gösterebilir. Bununla birlikte, görüntüleme yöntemleriyle tespit edilen kemik seviyesi her zaman aynı kalır.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir